26 Ocak 2014 Pazar

Kadın Erkeğin Kaburgasından mı Yaratılmıştır? Kadın ve Erkeğin Nefsi Aynı mıdır?


Toplumumuz arasında Kuran’da hiç yer almayan inanışlar mevcut. Bunlardan biri de kadının erkeğin kaburgasından yaratılmış olduğu iddiası. Kuran ayetlerini gerektiği gibi inceleyen her inanan, görecektir ki Peygamber, yalnızca Kuran vahyini iletmiş ve insanları da Kuran’da yer alan öğütleri izlemeye davet etmiştir. Ayrı bir vahiy zinciri ile oluşturulmuş ve kaynak teşkil olabilecek başka bir söz yığını oluşturmamıştır. 

Konu hakkında şu çalışmamı okuyabilirsiniz:
http://evrendepinar.blogspot.com.tr/2014/01/kesin-delil-olmayan-allaha-ortak-kosmak.html

Bugün gerçek İslam’ı anlatan insanlar yalnızca Kuran ayetleri ile İslam’ın gerçek cihadını nasıl yapıyorlarsa; Muhammed Peygamberimiz de, bu mücadeleyi yalnızca Kuran ayetleri ile gerçekleştirmiştir. Kuran’ın dışında hiçbir gayb bilgisinin kendisine verilmediğini gene Kuran’ın kendisinden delille insanlara bildirmiştir.


Gaybı da bilmem ben! (Enam Suresi, 50)


Ben gaybı bilmem. (Hud Suresi, 31) 


Kuran dışındaki, her bilgi gaybi bilgidir ve Allah’ın elçisi bu bilgileri bilmemektedir. Kendisi gördüğünüz gibi ayetlerle sabit bir şekilde, gaybı bilmediğini defalarca insanlara söylemiştir. Dolayısıyla, Kuran’da yer almayan, kadının erkeğin kaburgasından yaratıldığı gibi iddialar, tamamiyle uydurmadır, Muhammed Peygamberin ağzından böyle bir iddia haşa çıkmamıştır. Eğer, Peygamberimiz böyle bir iddiada bulunsaydı, Allah’ın bildirdiklerine yeni bir ekleme yapmış durumunda olurdu. Allah ise Peygamberin asla ekleme yapamayacağını bizlere bildirmiş, eğer yaparsa can damarını keseceği tehdidinde bulunmuştur. (Bkz: Hakka Suresi, 44, 45, 46.ayetler)



Kadının, erkeğin kaburgasından yaratıldığı iddiasına gelince, elbette Yaratıcı olan Allah, her türlü yaratmayı bilir ve istediği şekilde istediğini yaratır, istediği şeyi yaratmasına başka şeyleri vesile edebilir. Gemileri de yaratanın kendisi olduğunu Kuran’da bildiriyor, ama gemileri yeryüzünde inşa eden insanlardır. Allah; teknolojiyi, malzemeleri, fizik yasalarını var etmiş, insana düşünme ve üretme kapasitesi vermiştir. Tüm bunları geminin var olması için vesile kılmıştır. (Bkz: Zuhruf Suresi, 12.ayet)


Kadını akıl yoksunu, başında bir erkek olmadan kendi başına sağlıklı kararlar alamayacak, bir nevi erkeğin üzerinde egemenlik kurabileceği bir varlık olarak gören zihniyet, çarpık düşüncelerini haşa İslam’a atamaya kalkmıştır. Kadını, erkeğin berisinden yaratılan daha değersiz bir canlı gibi gören zihniyet, kadının erkek kaburgasından yaratıldığı gibi yersiz iddialarını pişirip, kendi cehaletlerine dayanak kılmışlardır. Bizim amacımız, ölene kadar bu iğrenç zihniyetle mücadele etmektir. 

Din düşmanları, bu ve benzeri uydurma iddiaları kullanarak, kadın ve yaratıcısı Allah arasına mesafe koymaya çalışıyor.


Kimileri ise daha Kuran’ın ne dediğinden bihaber halde pek çok konuda atıp tutabildikleri gibi, Kuran'da böyle yazıyor, diyerek insanların kalbine soğukluk koyuyorlar. Kuran’da yazmayan bir şeyi yazıyor diyerek, Allah’ın dinine iftira atmış oluyorlar. Bilerek ya da bilmeyerek de olsa, kendilerince iyi niyette oldukları düşünülse de, Kuran’a göre, cahillik büyük bir suçtur. Akıl işletmemek, düşünmemek, araştırmamak büyük bir suçtur. Vebaldir. Bilmiyordum niyetim iyiydi gibi savunmalar, hesap gününde insanı kurtarmaz. Oku, araştır, düşün, incele diyen sayısız ayet geçiyor Kuran’da. Hem bu emirleri uygulamayıp, hem de cahilliğinin arkasına sığınmak, hiçbir fayda vermez! Zaten cahillik suçun kendisidir. Bilip bilmeden konuşmak zandır. Zan da günahtır. (Bkz: Hucurat Suresi, 12.ayet)


Kadının erkek kaburgasından yaratıldığı iddiası, bazı insanlara üstünlüğün takvada olduğunu unutturuyor, erkeğin daha üstün yaratılan bir canlı olduğu gibi çok yanlış bir imajın akıllarda oluşturulmasında kullanılıyor. 

Oysa Kadının Erkeğin kaburgasından yaratıldığına dair tek bir ifade Kuran’da geçmemektedir. 


Nisa suresinin ilk ayetinde kadın ve erkek, tüm insanların ortak bir nefsten yaratıldığı, o ortak nefsten de eşinin vücuda getirildiği bildirilmektedir.


Allah tüm insanları tek bir nefsten meydana getirdiğini, kadın ve erkek herkese hitap edecek bir biçimde, Ey insanlar, diyerek hepimize bildiriyor. 


Ey İnsanlar! Sizi tek bir nefisten  yaratan, ondan eşini vücuda getiren ve o ikisinden bir çok erkekler ve kadınlar üreten Rabbinize karşı gelmekten sakının. (Nisa Suresi,1) 


Yani görüldüğü gibi, HEPİMİZİN yaratılışı şu şekilde anlatılıyor:

Başta tek 1 nefs var ve bu nefsten eşi yaratılıyor...

Bu ikisinden bir çok erkek ve kadınlar yaratılıyor (burada iki kişiden yaratılan kadın ve erkeklerin cinsel ilişki ile yaratılmış oldukları gibi bir bilgi yok...Bu iki kişiden yaratılan çok sayıdaki kadın ve erkek, başta tek 1 nefsten nasıl eşi yaratıldıysa -haliyle cinsel ilişkisiz- aynı yöntemle yaratılmış olabilir...Ayrıca, bu iki kişiden yaratılmış kadın ve erkeklerin, öz kardeş gibi oldukları bilgisi yok. Çünkü, cinsel ilişki olmadan yaratılmış olabilirler...Ya da ilk 2 kişinin öz çocuklarının ensestle çoğalarak yeni bir topluluk oluşturdukları gibi bir bilgi de yok, Allah farklı yöntemler kullanarak topluluk yaratmış olabilir.)

Özetle, bu ayete göre, ilk insan ve eşi, ortak tek bir öze sahipler. Ortak bir nefsleri var. Dolayısıyla hepimiz ortak bir nefsten gelmekteyiz, başka bir ifadeyle de, bu iki kişiden gelmekteyiz.

Bu ayetlerden çıkarmamız gereken bence EN ÖNEMLİ SONUÇ ŞU: kadın ve erkek ORTAK BİR NEFSE SAHİPTİR. (Hatırlayın veya ayeti tekrar okuyun, ayetin başında, Allah, Ey İnsanlar, sizi tek bir nefsten yaratan...diyordu) Yani, takva konusunda bir cinsin diğer cinse göre avantajı yoktur. "Erkek zinaya daha meyillidir, o yüzden, erkek zina ederse daha az günah olur" gibi akla gelebilecek iddialar yalanlanmış olur. Kadın ve erkek ortak nefse sahip olduğundan, TAKVANIN cinsiyete bağlı olmadığı sonucu da çıkmaktadır. Zaten, Kur'an'da, hem günahkar kadın ve günahkar erkek örnekleri, hem takvalı kadın ve takvalı erkek örnekleri verilmektedir...Dolayısıyla TAKVALI ERKEK olabileceği gibi, TAKVASIZ KADIN olabilir...Yahut zina etmek isteyen bir KADIN olabileceği gibi zinadan kaçan bir ERKEK de olabilir (Yusuf Peygamber örneği gibi). Dedikodu yapmayan bir KADIN olabilir, dedikodu yapan bir ERKEK olabilir... Biz benliğimizi, takva yönünde geliştirip eğitebiliriz. Kötü yönlerimizden de bu sayede sıyrılabiliriz. Herkes benliğini (nefsini) terbiye etmek için farklı farklı çaba gösterir. Kimi az çabalar, kimi çok, kimi bazı konuları hiç umursamaz. Kimi Allah'a daha çok bağlılık gösterir ve Allah'tan daha çok çekinir. Bu yüzden insanların iç terbiyeleri farklı olabilir ama bu cinsiyete mahkum bir konu değildir. 

Ali İmran suresinde, kadın ve erkek kullar, "birbirinizdensiniz" diyerek tanımlanmışlardır. Hem bu ayeti hem diğer gösterdiğim ayetleri ele aldığımızda, kadın ve erkeğin nefsinin ortaklığından, aynılığından, kulluk alanlarının aynı oluşundan bahsedilmektedir. Dolayısıyla, kadın ve erkek, sırf cinsiyetlerinden ötürü, ayrı bir değerlendirilmeye, Allah tarafından farklı tarzda bir mahkemeye tabi tutulmayacaklardır.

Ben, sizden, kadın olsun erkek olsun, uğraş gösterenin uğraşını boşa çıkarmam. Sizler, birbirinizdensiniz. (Ali İmran Suresi, 195.ayet)


Görüldüğü gibi, kadın ve erkek, her iki cinste ortak bir nefse sahiptir. Allah, bu ortak nefsten, kendisinin eşinin yaratıldığını, bu ikisinden de bir çok kadın ve erkeğin yaratıldığını bildiriyor. Sonuç olarak da, tüm insanların ortak nefsten yaratıldığını söylüyor. Bu yaratmanın tam olarak ne şekilde olduğu ise belli değil. Bu anlatılmıyor görüldüğü gibi. Bu ayetlerden çıkarabileceğimiz bir diğer sonuç; kadın ve erkeğin birbirine denk canlılar olduğu, ortak nefslere sahip varlıklar olduğu, kadın ve erkeğin birbirini tamamlayabilen varlıklar olduğudur. Erkek ve kadın için, uygun gördüğü tek bir eşin, maddi ve manevi anlamda tamamlayıcısı olabileceğini de düşünmek mümkün.

Unutmayalım ki kadın ve erkek ne şekilde yaratılmış olursa olsun ancak takvalarıyla birbirinden daha üstün olabilir. Allah kullarını cinsiyetine göre değil takvalarına göre değerlendirip, kullarına takvalarına göre değer vermektedir.

Ey insanlar! Biz sizi, bir erkekle bir dişiden yarattık. Ve örfler yoluyla tanışıp kaynaşasınız diye size milletlere, boylara ayırdık. Hiç kuşkusuz, Allah katında en seçkininiz, sakınılması gereken şeylerden en çok sakınanızdır. (Hucurat Suresi, 13) 

Bu ayetten de görebileceğiniz gibi, Allah katında üstünlük sadece ve sadece takvadadır. Eğer cinsiyetten ötürü, bir dezavantajımız ya da avantajımız olsaydı, Allah, bizleri sadece takvaya göre değerlendirmez, cinsiyetimizi de bu ayetle öne çıkarırdı. Bu ayetten görüyoruz ki, ne kavmimiz, ne kabilemiz, ne ırkımız, ne paramız, ne rengimiz, ne cinsiyetimiz değil; sadece ve sadece tek değerlendirmeye alınacak özelliğimiz takvamızdır.


Hucurat suresi 13.ayet, Nisa Suresi 1.ayete paralel ve destekleyici olarak, Allah’ın biz insanları, bir erkek ve bir dişiden yarattığı bildiriliyor. Nisa suresi 1.ayette de, tüm insanların ortak nefsten yaratıldığı söyleniyordu, devamında da ortak nefsten eşi yaratıldığı, bu ikisinden de insanlar üretildiği söyleniyordu. Yani ilk nefs ve bu nefsten yaratılmış eşinden üretilen insanlar, hem ortak nefse sahipler hem de bu ikisinden üretilmiş oluyorlar. En seçkin olanımızın ise sakınılması gerekenlerden en çok sakınanın olduğu söyleniyor. Erkek kadından ya da kadın erkekten daha üstün değil. Üstünlük takvada. Hucurat Suresi’nin 13.ayetine dikkat edersek, Allah, yaratılışımız hakkında bilgi verirken, bizlere insanlar diye hitap ediyor. Sizi bir erkek ve bir dişiden yarattım buyuruyor. Yani kadın ve erkek tüm insanlar olarak aynı nefsten, aynı aşamalardan geçerek yaratıldık. İlk insan ve eşinden yaratıldık. İlk insanın eşi de zaten ortak nefsten yaratıldı.

Dikkat çekici nokta şu ki, önce erkeğin mi yoksa kadının mı yaratıldığı da bildirilmiyor. İnsanlar arasında hep ilk yaratılan kişinin erkek olduğu gibi bir inanış vardır. Nisa Suresi, 1.ayete tekrar bakarsanız, bunu da görebilirsiniz, ilk yaratılan kişinin kadın mı erkek mi olduğu bildirilmiyor. Ona yaratılan eşin hangi cinsiyetten olduğu da bildirilmiyor. Başka ayetlerde de böyle bir bilgi verilmiyor. Bununla birlikte, kadın ve erkek tüm insanların aynı özden yaratıldığını görebilmek mümkün. Ayette ondan eşini yarattık derken, eşi anlamında kullanılan kelime zevcedir. Zevce kelimesi "kadın eş" demek değildir, "çift, eş" demektir. Zevc eş iken; zevce bunun karşı eşidir. 

Allah, görüldüğü üzere, kadının erkeğin kaburgasından yaratıldığını söylemiyor. Tüm insanların (kadın ve erkek her iki cinsin) "ortak nefs" ve bir başka deyişle "iki kişiden" yaratıldığını söylüyor. Bu yaratılmada ensest olduğu da söylenmiyor. İlk baştaki nefsin eşi nasıl yaratıldı ise, bu ikisinden üretilen kadın ve erkekler de aynı mekanizmada yaratılmış yani cinsel ilişkisiz yaratılmış olabilir. Allah'ı tenzih ederim, eğer ki, üstünlüğün takvada olduğu, tüm insanların özetle aynı mekanizmada ve ortak nefsten yaratıldığı, kadın ve erkek tüm insanların birbirinden olduğu gibi bilgilerin verildiği ayetler varken; kadının erkeğin kaburgasından yaratıldığı gibi bir şey söylenseydi bile, erkeklerin kadınlardan Allah katında üstün olduğu yada takvanın cinsiyete göre avantaj-dezavantaj oluşturduğu gibi çıkarımlar yapamazdık. Dünyevi yaşamda her ikisi cinsin birbirine göre farklılıkları ve üstünlükleri/kolaylıkları farklı imkan çeşitleri olabilir ama Allah katında değerlendirmede, tek kriter takvadır ve takva cinsiyetten de ırktan da bağımsızdır.

zevc-zevceler halinde yaratılış, yani eşler halinde yaratılış konusu Kur'an'da geçen bir mucizedir, bu mucizeye şu çalışmada değinilmiş: http://www.mucizeler.com/2011/03/esler-halinde-yaratilis/ 
Yazılarımı http://www.allahateslim.com/ sitesinden de okuyabilirsiniz.

İnsanın yaratılış tarihini düşünmemizi sağlayabilecek, fizikçi ve felsefeci Enis Doko’nun ABD’de gerçekleştirdiği, bu yazıda değinilen insanın yaratılışı konusu ile alakalı konferansı dinlemeyi öneriyorum inşallah. 

3 yorum:

  1. ilgi çekici noktalardan biri de bu ayetlerde "ey iman edenler/inanlar" yerine "ey insanlar" şeklinde hitap edilmesi. ve diğer ilgi çekici nokta ise bu yazıyı zaten bu konuyu bilenlerin okuyacak olması :) bilmeyen ya da yanlış bilen biri bunu araştırıp da doğruyu bulamayacak.

    YanıtlaSil
  2. "bilmeyen ya da yanlış bilen biri bunu araştırıp da doğruyu bulamayacak" nedendir bu ümitsizlik ?

    YanıtlaSil
  3. Katılıyorum sayın Murat Tunca...

    Ben dinini bilmeyen biriydim hatta inanç sorunum vardı, agnostik ve ateist olma arasında gidip geldiğim oluyordu.

    Bilmiyordum ve araştırarak, okuyarak doğrularını öğrenebildim.

    Ben dahil, çoğumuz 15 imizde doğru bilgilerle donatılmadık. Kuran odaklı yazılar okuyarak, doğruyu anlayan bir çok insan var.

    Ayrıca bu şekilde "yanlış bilen zaten doğruyu bulamayacak" iddiası kolaylıkla yanlışlanabildiği gibi, bu tarz sözleri de biz müminlere yakıştırmıyorum. Müminlere ümitli olmak yakışır. Allah da ümitli olmaya sevk ediyor bizi.

    Ayrıca müminlerin, Allah yolunda gayret göstermeye çalışan kardeşlerini motive etmesi gerekir. Mümin bir kardeşi bir konu hakkında çalışma ortaya koyduğunda "zaten yanlış bilen öğrenemeyecek" gibi demorilize etmesi yakışmaz.

    YanıtlaSil