5 Aralık 2016 Pazartesi

Allah'ın Yaratılış Delili: Rızıklar...

Allah size, kendi benliklerinizden eşler nasip etti. Eşlerinizden de sizin için oğullar ve torunlar oluşturdu. Ve sizleri güzel ve temiz nimetlerle rızıklandırdı. Şimdi bunlar, bâtıla mı inanıyorlar? Ve bunlar, evet bunlar, Allah'ın nimetine nankörlük mü ediyorlar? (Nahl Suresi, 72.ayet)
Allah'ı bırakıp da kendilerine, göklerden ve yerden bir parçacık rızık veremeyen, buna güç yetiremeyen şeylere mi tapıyorlar? (Nahl Suresi, 73.ayet)
Yemin olsun, biz, âdemoğullarını onur ve üstünlükle donattık, onları karada ve denizde binitlerle yükledik. Onları, güzel ve temiz rızıklarla besledik. Ve onları, yarattıklarımızın birçoğundan üstün kıldık. (İsra Suresi, 70.ayet)
Biz senden rızık istemiyoruz. Seni biz rızıklandırıyoruz. Sonuç takvanındır! (Taha Suresi, 132.ayet)
Allah odur ki, yeryüzünü sizin için durulacak yer, göğü bir bina yaptı; sizi yaratıp donattı ve görünüşünüzü güzel yaptı, sizi temiz ve güzel nimetlerle rızıklandırdı. İşte bu Allah'tır sizin Rabbiniz! Âlemlerin Rabbi olan Allah ne kadar yücedir! (Mümin Suresi, 64.ayet)

Kuran’da sayısız yerde, Allah’ın rızıklandıran vasfına dikkat çekilmiştir. Elbette sadece rızıklara değil, Allah’ın üzerimizdeki sayısız nimetine ve çeşitli yaratışına genel olarak dikkat çekilmekte, farklı örnekler üzerinden hatırlatılma yapılmakta. Lakin, özel olarak rızıklara (bize verdiği gıdalara) ayrıca çok yerde değinilmiş.

Genel olarak çok şükür iştahı açık bir insanım, belki biraz da bu sebepten, Allah’ın çeşitli gıdaları bana ulaştırması beni hep etkilemiştir. Beni en büyük tefekkür ettiren araçlardan biri de, gıdaların faydalarını okumak. Benim çok dikkatimi çeken bir konu bu, sırf tefekkür etme amacıyla da okunabilir bence. Sağlık sayfalarını bu amaçla arada bir takip edebilirsiniz, çok çeşitli sayısız gıdaların oluşu ve her birinin sayısız özellikte vücudumuza yararı olması beni çok etkiliyor.

Yoksa yaratmaya başlayıp sonra tekrar tekrar yaratan ve sizi gözeten ve yerden rızıklandıran mı hayırlı? Allah'ın yanında bir ilah mı var? De ki: "Getirin susturucu kanıtınızı, eğer doğru sözlüler iseniz." (Neml Suresi, 64.ayet)
"Allah'ın berisinden; bir takım putlara tapıyorsunuz, yalan/iftira üretiyorsunuz. Sizin Allah dışında kulluk/kölelik ettikleriniz size hiçbir rızık veremezler. Rızkı Allah katında arayın; O'na kulluk edin, O'na şükredin. O'na döndürüleceksiniz." (Ankebut Suresi, 17.ayet)
Allah'tır ki sizi yaratmış, sonra rızıklandırmıştır. Sonra sizi öldürüyor, sonra diriltiyor. Peki, ortak koştuklarınızdan biri var mı, bunlardan bir şeyi yapabilecek! Yücedir, arınmıştır onların ortak koştuklarından O. (Rum Suresi, 40.ayet)
Ey insanlar, Allah'ın, üzerinizdeki nimetini anın! Allah'tan başka yaratıcı mı var? Sizi gökten ve yerden rızıklandırır. O'ndan başka ilah yoktur. Hal böyle iken nasıl oluyor da yüz geri çevriliyorsunuz? (Fatır Suresi, 3.ayet)
O odur ki size ayetlerini gösteriyor ve sizin için gökten bir rızık indiriyor. O'na yönelenden başkası öğüt alamaz. (Mümin Suresi, 13.ayet)
Ve biz, gökten bereketli bir su indirdik. Böylece onunla bahçeler bitirdik ve hasat edilen taneler yetiştirdik. Üst Üste kümelenmiş tomurcukları olan uzun hurma ağaçları… Kullara rızık olsun diye, ölü bir beldeye hayat verdik. (Kaf Suresi, 9, 10, 11.ayet)

İlk etapta sırf “gıda-gıdalanma” denince şükredilecek, üzerine düşünülecek hemen birkaç büyük sebep buluyorum, elbette bu maddeler arttırılabilir:

1.Vücudun çeşitli ihtiyacı ile tam uyumlu bir şekilde doğada çeşitli rızıkların olması, tasarımcıya/bilince işaret ediyor. Kuruyemişlerden, meyvelere, sebzelere, süte, bala yani hayvansal gıdalara dek geniş bir yelpaze ve geniş bir yararlanma menüsü. Ne kadar çok sayıda ve farklılıkta içecekler, gıdalar olduğunu hayal edin çünkü buraya yazmaya kalksak sayfa yetmez. Her birinin, tek tek, sayısız vücuda faydası söz konusu… Beyinden, cilde, duygusal sıkıntılardan, sistemsel rahatsızlıklara, saça, tırnağa, kalbe, mideye tek her bir hücremiz için ayrı ayrı sorunlara merhem olan gıdalar ve farklı farklı yararları…Sağlıklı olmanın en büyük iki anahtarı: sağlıklı beslenme ve sağlıklı psikoloji. Psikolojimiz, bağırsaklarımızın sağlığı ve ne ile beslendiğimizle öyle ilintili ki… Aslında pek çok sorunumuzu sadece sağlıklı gıdalarla atlatabiliriz, ama 21.yyın stresli yaşamı, çıkarcı politikalar ve mutfağımıza dek uzanan insan eliyle bozunmuş bazı gıdaların yapısı, aceleci yaşam tarzımızdan ötürü çabuk beslenme alışkanlığımız buna maalesef genellikle fırsat vermiyor. Gene de, elimizden geldiğince temiz gıdalardan faydalanabiliriz.

2.Bunca ihtiyacımızla uyumlu olması ile birlikte, ilaçlar gibi hoşa gitmeyen tatta değil de, çok çeşitli tatta ve insana haz veren lezzette bir sürü gıdanın olması ve aslında biraz da bize haz vermeleri amacıyla yaratılmış olduklarını gösteriyor.

3.Tatları ile birlikte her birinin görünümü, rengi, kokusu da farklı. Dolayısıyla insana algısal olarak da iştah arttırıcı bir çeşitlilik yığını oluşturulmuş. Bu da ayrıca Allah’ın yaratış gücünü ve sanatını hatırlatıyor.

4.Bu gıdaların, doğada ciddi anlamda takdir edilesi bir meşakkatle oluşması… Allah için elbette bunları yaratmak zor değil, Allah zamana da muhtaç değil zaten, zamandan da mekandan da bağımsız, zaman bizim için işliyor. Bu gerçekler bir yana, gıdaların oluşum süreci insana gerçekten “bir bilincin aranması gerektiğini” hatırlatıyor. Üstelik şükretmek ve Allah’ın kudretini görmek isteyenler için çok düşündürücü bir olay. Bir zamanlar canlı olan, ölmüş bedenlerin topraktaki ayrıştırıcı bakterilerle ayrıştırılarak atom döngüsünün sağlanması ve bitkilerin yapısına ulaştırılması, toprağın beslenmesi, diğer canlılara da muhtaçlık duyan bir döngünün olması (hayvanların bu gıdaları yiyerek tekrar oluşması için döngüye katkı yapmaları), tüm bunlar için belli bir zamanın gerekli olması, su ve mineral döngüsünün gerçekleştirilmesi, sırf bu gıdaların oluşması için atmosferden bulutlara rüzgarlara bir sürü araçların gerekli olması ciddi anlamda Tasarımcıya işaret.

Geceyle gündüzün birbiri ardınca gelişinde, Allah'ın gökten bir rızık indirip de onunla yerküreyi ölümünden sonra hayata kavuşturmasında, rüzgârların her bir yana sevk edilişinde de aklını çalıştıran bir topluluk için izler, işaretler vardır. (Casiye Suresi, 5.ayet)

5.Kompleks oluşumların meydana gelmesi (bitkiler, hayvanlar ve onların gıda ürünleri), hem doğada hem vücudumuzda bu gıdaların oluşumunu ve sindirimini sağlayan organizasyonların görülmesi, Yaratıcıya işaret. Kompleks bir oluşum ve ciddi anlamda uyumlu, karmaşık organizasyonlar varsa –ki var- arkasında bir bilinç aranmalıdır. Hiçbir tesadüf arka arkaya bu kompleks varlıkları, uyumu, kompleks organizasyonu oluşturamaz. Bilinç olmayan bir yerde, ancak bilinçle hareket edebilecek organizasyonları görüyoruz. Akıl sağlığı yerinde olmayan insanları ve akıl sağlığı yerinde olan insanları hayal edin. Bu iki grup arasındaki farkı düşünün. Akıl sağlığı bozuk bireyler, konuşmadan, yemek yemeğe dek en basit denebilecek insan davranışlarından bile yoksunlaşmaya başlarlar.

Bir şeyin Tasarım olduğu, özelliklerinden bellidir. Beethoven’ın müziğindeki uyumda, Frederick Leighton’un içinde estetiği barındıran resimlerinde, sırf uyum/estetik/düzenlilik, parçadan bütüne sergilenen kompleks ve anlamlı oluşum bize, bunların Tasarımcılarına muhtaç olduğu gerçeğini hatırlatıyorsa; kainattaki bilinçsiz atomların bilinçli davranışları Tasarımcıyı hatırlatmalıdır.

Aslında Kainatta bilimsel kurallar varsa, kurallara dayanarak çeşitli şeyler meydana geliyorsa, soyut ve dolayısıyla kendiliğinden var olamaz, maddi olmayan bu kuralların da bir YARATICISI OLMALI. Bu anlamda, gıdaların var olması kadar sayısız yararlarının olması, tatlarının çeşitlilikte olmasının yanında, vücudumuzda bu gıdaların tadını hissedebilecek dil hücrelerinin, dilin, dişlerin, yemek borusunun, midenin, bağırsakların, bunları tüm vücuda ulaştıracak damarların sıvının, sıvı içindeki hücrelerin olması da; tesadüf değil elbette. Vücut biliyor da (!) yemek borusu yapıyor.  Sadece diş olmasa, damak olmasa, dil olmasa içlerinden sadece tek 1 şeyi çekip alsak, tamamen çökecek bir sistem var. Örneğin, toprakta ölüleri ayrıştıran bakteriler olmasa çökecek bir sistem. Su döngüsü aksasa kuraklığın vurup çöp edeceği bir toprak… Allah, ayetlerinde kuraklığa, toprağın sulanmasına da dikkat çekiyor.

Bir Müslüman evrime inanabilir, inanmayabilir, bu Kur’an’la çelişen bir durum değil. Evrimsel mekanizmayı, Yaratıcıdan bağımsız görmeye kalkmak Kur’an’la çelişen bir durum. Nasıl ki bir bebeğin anne karnında gelişimi (evrimleşmesi) ve bunun meydana gelmesinde bir sürü aracı varlığın yaratılmış olması (hücreler vs) Allah’ın yaratılış vasfını sarsmıyorsa; evrim mekanizmasının var olup-olmaması da sarsmıyor. Lakin evrimi Allah’tan bağımsız görenler ve evrimsel mekanizmaya akılcı yaratıcılık yeteneği atayanlar, her şeyi evrimin tamamen maddi bir amaca dayalı oluşturduğunu söyleyenler; gıdaların renklerinin çeşitliliğine, gıdaların kokusunun çeşitliliğine, tatlarının çeşitliliğine ve üstelik de bunları ayırt edebilecek yetenekte hücrelerimizin olmasına açıklama getiremez. Ne gerek vardı ki armudun tadını sütün tadından ayırmaya? Ne gerek vardı ki, balın kokusu ile ocakta pişen çikolatanın, çileğin kokusunu almaya? Bunlar olmadan da hayatta kalabilirdik. (Eğer evrimi bağnazca savunanları dinlerseniz, her oluşumun nedenini hayatta kalmaya-hayatı sürdürebilmeye bağladıklarını görürsünüz) Bizi rızıklandıran Allah, rızıklanmamızı hatırlatarak tüm bu sisteme dikkat çekmiş oluyor. Çünkü tüm bu saydıklarım rızıklanmanın içinde olan şeyler.

Kur’an’ın rızıklara sürekli dikkat çekmesi tesadüf değil elbet.

Adil ve kibirsiz olan bir insan tüm kainata “bunlar tasarımlanabilir şeyler mi?” gözüyle bakıp sorgulamalıdır. Ateistlerde ise şöyle bir inat göze çarpmakta: “bunlar tasarımlanabilir şeyleeer değiiil işteee değil, tasarımlanmalarına gerek yok çünkü!!!!” diyerek olayları ve tüm makro-mikro varlıkları bilimsel mekanizmalarla açıklayarak, tüm bunların yaratılmadığı sanısına bağlarlar. Onlara göre, bir elmanın yere düşmesi bilimsel bir mekanizma ile açıklanabiliyorsa otomatikman Tanrı yok(!) oluyor. Halbuki, bilimsel mekanizmalar da tasarımlanabilir şeylerdir. Hatta dediğim gibi, maddi olmayan, tamamen soyut olan (matematiksel) kuralların “elmayı uzaya fırlatma” gibi bir kural değil de “yer çekimle yere düşmesi” kuralına bağlı gelişmesi de soyut olan kuralların bir “yasa koyucusu” olması gerektiğine işaret. Soyut yani aslında madden olmayan kuralların oluşmasından bahsediyoruz. Artı ve eksi birbirini iter ama itmeyebilirdi, bir şey bunlara “birbirini itme” kuralı veriyor. Bu kurallar maddelerden bağımsız, soyut gerçeklikler.

Tüm bu evrenin tasarımlanabilir oluşu ve bu kadar milyarlarca çeşitliliğin ardı ardına gerçekleşmiş olması; bizi 2 olasılığa götürmekte. Ya ardı ardına milyarlarca tesadüfü kabul etme yahut yaratıcıyı kabul etme ikilemine götürmektedir. İnsan yaratıcılığına sahip olamayan bir şempanze, elinde laptopla Faust’un 2 cildini yazamıyorsa, bilinçsiz atom yığınlarının da milyarlarca yıldır, milyarca “akıllı” oluşumu oluşturmalarını tesadüfle açıklamak bir o kadar abes olacaktır. 


Yerde hiçbir debelenen yoktur ki, rızkı Allah'ın üzerinde olmasın. O, onun karar kıldığı noktayı da bilir, emanet edildiği yeri de. Her şey, apaçık bir Kitap'tadır. (Hud Suresi, 6.ayet)
Nice hayvanlar var, kendi rızkını taşıyamaz. Allah onları da rızıklandırıyor, sizi de. (Ankebut Suresi, 60.ayet)
Rabbinizin rızkından yiyin de, O’na şükredin. (Sebe Suresi, 15.ayet)

Tüm bu çeşitli varlıklar bir ilk nedene ihtiyaç duymakta. Her şeyin bir ilk nedenini sorguladığımızda ateistlerden klasik aynı soruyu duyuyoruz “o zaman Allah’ı kim yarattı değil mi ama?”. Tüm bu ilk nedenle var olabilen yaratılmış varlıkların ilk nedeni de, yaratılmamış ve ilk nedensiz bir şey olmalı demek ki. Tasarımlanabilir olan bu varlıklar, tasarımlanamaz bir Tanrı’nın eseri olmalı ki, tasarım modeli akla yatkın, kısır-döngüsüz ve dolayısıyla geçerli olabilsin. Tam da her şey tasarımlanamaz, ilk nedensiz, yaratılmamış bir Tanrı’ya işaret ediyor. İlk bilinçli ve imtihana tabi insandan bu yana, İslam’ın sürekli peygamberler aracılığıyla anlattığı gibi.

Bu dünyanın oluşması ve varlığını sürdürebilmesi için tasarımcıya, her an kudreti ile her şeyi kontrol altında tutana ihtiyacı var. Bu tasarımcı tasarımlanamaz olmalı. Tanrı tasarımlanamazdır, ama melek(gerçek olduğu bildirilen) kavram, peri kavramı gibi fantastik karakterler tasarımlanabilir şeylerdir, tanrı tarafından da dolayısıyla yaratılabilir varlıklarken, tanrı yaratılamaz ve tasarımlanamaz bir gerçekliği ifade eder. Dolayısıyla, Allah’ı kim yarattı diye sormak tutarsızdır, mantıklı bir soru değildir. “Üçgen 3 kenarlıdır” diye belirtilmiş bir gerçekliğe, “4 kenarlı üçgen olamaz mı?” diye sormaktan farksızdır. Kavramın tanımı ile çelişen bir soru sorularak, sürekli kavram alt ediliyormuş sanısı oluşturulmakta.

Kafalarda “Tanrı” kavramı yerine, dünyayı yaratan ve kendisi de yaratılabilir olan peri gibi fantastik karakterler canlandırılırsa, “Tanrıyı kim yarattı o halde?” sorusunun akla gelmesine şaşmamalı.

Peki, O, rızkını tutarsa kim var sizi rızıklandıracak? Hayır, bir azgınlık ve nefret içinde inat etmekteler. (Mülk Suresi, 21.ayet)
O Rab ki, yeri sizin için bir döşek, göğü de bir bina yaptı. Ve gökten bir su indirdi de onunla sizin için meyvelerden/ürünlerden bir rızık çıkardı. Artık bilip durduğunuz halde Allah’a ortaklar koşmayın. (Bakara Suresi, 22.ayet)
Bu haldeyken Allah sizi barındırdı, yardımıyla sizi destekledi ve şükredersiniz ümidiyle sizi tertemiz nimetlerle rızıklandırdı. (Enfal Suresi, 26.ayet)
Sor: "Sizi gökten ve yerden kim rızıklandırıyor? Ya o işitme gücünün ve gözlerin sahibi kim? Kim çıkarıyor ölüden diriyi ve kim çıkarıyor diriden ölüyü? Kim çekip çeviriyor iş ve oluşu?" Hemen, "Allah!" diyecekler. De ki: "Hâlâ kendinize gelmiyor musunuz?" (Yunus Suresi, 31.ayet)
Allah odur ki, gökleri ve yeri yarattı. Gökten bir su indirdi de onunla size rızık olarak türlü meyveler çıkardı. Emriyle denizde akıp gitmeleri için gemileri hizmetinize verdi. Irmakları da emrinize verdi. (İbrahim Suresi, 32.ayet)
Tutuyor, kendilerine verdiğimiz rızıklardan hiçbir şeyin farkında olmayanlara pay çıkarıyorlar. Allah'a yemin olsun ki, iftira edip durduğunuz şeylerden kesinlikle hesaba çekileceksiniz. (Nahl Suresi, 56.ayet)

Olağan gördüğümüz rızıklanma konusunda bile, tefekkür ettirecek bunca ayrıntı mevcut.

Aracı mekanizmaları yaratan da Allah'tır. Rızıklar soframıza ulaşana dek, etkisi olan tüm aracıları yaratan Allah'tır, onların sahibi de Allah'tır. Kullandığımız elektrikten, yaktımız ateşe dek. Gerçekte, Allah'ın yarattığı hiçbir gıda sağlıksız değildir. Onları yanlış ilaveler ve yanlış yöntemlerle sağlıksızlaştıran biziz.

Allah, Kur’an’da rızıklandırmasına sayısız yerde dikkat çekmişken, Allah’ın gıdalanmadan evvel kendisini anmamızı emretmesine şaşırmamalıyız o halde

Kuran'da geçen yemeklerden önce Allah'ı anma emri hakkında yazılar:



Evrim ve Tasarım konularına hitaben:

Müslüman, Evrim Teorisini Kabul Edebilir mi? Fizikçi Enis Doko'nun harika anlatımı: https://www.youtube.com/watch?v=ptN5szC1AZo 

Dawkins de Tasarımı Kabul etti, Tanrı Yarattı demeye inat ediyor sadece: 

Fizikçi Enis Doko'nun Allah'ı Kim Yarattı sorusuna cevabı: https://www.youtube.com/watch?v=CAKGvRBP1_s 

Diğer tefekkür yazılarım:

Diz kapağımız ve baş parmağımız da yaratılış harikasıdır:

Doğada kendini korumak için kamufle olan hayvanlar, Allah'ın Yaratışına Delildir: http://evrendepinar.blogspot.com.tr/2014/05/allahn-delili-dogada-kendini-koruyan.html 

İnsanların farklı suretlerde olması, yaratılış harikasıdır: http://evrendepinar.blogspot.com.tr/2014/01/renk-renk-insanlar.html

Evren'i kim inşa etti? Allah mı? Şuursuz Atomlar mı? Tanrı nasıl var oldu? Çok Tanrı ve Evren=Tanrı iddiaları: http://evrendepinar.blogspot.com.tr/2014/01/evreni-olduran-kuvvet-allahndr.html